açık
sıfat, zarf, isimaçık ne demek?
- Çekim / ek bilgisi
- ğı
Çekim / ek bilgisi, sözlükte belirtilen biçimiyle gösterilir.
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
“Açık pencereden, pastırma yazının mavi ışıkları girmekte.”
Erendiz Atasü
Engelsiz, serbest olan
“Açık yol.”
Örtüsüz, çıplak olan
“Yolcuların hepsi indikten sonra Mehmet Akif göründü, beni açık başıyla selamladı.”
Ahmet Kabaklı
İçinde veya üstünde hiçbir şey bulunmayan
“Kâğıtta açık yer kalmadı.”
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev)
Aralığı çok
“Açık adımlarla.”
Çalışır durumda olan
“Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar.”
Ömer Seyfettin
Kolay anlaşılır; vazıh
“Açık, dobra sualleriyle karşısındakinin en azından keyfini kaçırır.”
Emine Işınsu
Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen
Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen
“Her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o.”
Tarık Buğra
Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı
“Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu.”
Ömer Seyfettin
Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.)
“Kurnaz olan bazı sergiciler gençler için açık filmler göstermek suretiyle fazla müşteri toplama gayreti içine girerlerdi.”
Temel Sönmez
Belirgin bir biçimde
“İnsan, mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi?”
Mahmut Yesari
Bir gereksinimin karşılanamaması durumu
“Bütçe açığı.”
“Ülkenin doktor açığı.”
Belli bir yerin biraz uzağı
“Tren yolu nehrin açığından geçer.”
Denizin kıyıdan uzakça olan yeri
“Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır.”
Behçet Necatigil
