acımak
nesnesiz, -eacımak ne demek?
1
► acılaşmak
“Bütün rafları, dolapları aradım: Biraz mercimek, nohut, fasulye, yarım paket makarna, bir paketin içinde iki üç kaşık yemeklik yağ (acımıştı), yarım paket kibrit, bir kavanoza yakın şeker ve tuzluğun içinde nemlenmiş tuz kalmıştı.”
Oğuz Atay
2
Acılı, ağrılı olmak
“Sahip’in canı şimdi daha çok acımaktadır. — İsmet Emre”
3
Merhamet etmek
“Yarını ne olacak dünyamızın / Biz yaşımızı başımızı aldık / Allah çocuklarımıza acısın”
Cahit Sıtkı Tarancı
4
Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek
“Bütün şehir halkı Koca Ali gibi mahir bir ustanın kolu kesileceğine acıdı.”
Ömer Seyfettin
5
Acılı, ağrılı olmak
6
Merhamet etmek
“Yarını ne olacak dünyamızın / Biz yaşımızı başımızı aldık / Allah çocuklarımıza acısın”
Cahit Sıtkı Tarancı
7
Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek
