akmak
-den, nesnesiz, -e, -leakmak ne demek?
- Çekim / ek bilgisi
- ar
Çekim / ek bilgisi, sözlükte belirtilen biçimiyle gösterilir.
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek
“Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış.”
Sait Faik Abasıyanık
Sıvı maddeler aşağıya yönelmek
Sıvı madde bir yerden çıkmak; süzülmek
Bir kap veya bir yer içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak
“Dam akıyor.”
Art arda ve toplu olarak gitmek
“Öfkeli insanlar, el ele, omuz omuza Taksim'e doğru akıyorlardı.”
Yusuf Ziya Ortaç
Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak
“Çarşafın kumaşı da yer yer akmış, buruşmuştu.”
Refik Halit Karay
Boya birbirine karışmak
Sürüp gitmek
“Nedim divanında bir kaside vardır, müjgân üstüne, hicran üstüne, umman üstüne kafiyeleri ve redifleriyle akar.”
Yahya Kemal Beyatlı
Zaman çabuk geçmek
Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak
Kayıp gitmek
“Bir yılan aktı, yol boyunca akıyor, yolun kıyısından, önden.”
Yaşar Kemal
