baş vermek
Türkçebaş vermek ne demek?
1
çıban olgunlaşmak
2
buğday vb. bitkiler başak bağlamaya başlamak, başak oluşmak
3
gemi, kayık vb.ni döndürmek, çevirmek
“En sonunda rüzgârların istikametine baş verdi.”
Sait Faik Abasıyanık
4
ortaya çıkmak, belirmek
“Fransızlardan, neler olup bittiğini, neden müttefikler arasında bazı sorunların baş vermiş olduğunu öğrenmeleri isteniyordu.”
Ayşe Kulin
Deyimler ve Kalıp Sözler
- ...-nın başında gelmek (veya yer almak)→
- baş (veya başı) çekmek→
- baş (veya başını) alamamak→
- başa (veya başına) kakmak (veya kakınç etmek)→
- başa çıkmak→
- başa gelen (dert) çekilir→
- başa gelmek→
- başa gelmeyince bilinmez→
Diğerlerini göster (168)
- başa güreşmek→
- baş ağır gerek, kulak sağır→
- baş ağrıtmak→
- başa vermek→
- baş bağlamak→
- baş bulmak→
- baş çevirtmek→
- baş dille tartılır→
- baş döndürmek→
- baş edebilmek→
- baş edememek→
- baş eğmek→
- baş eldeyken→
- baş etmek→
- baş gelmek→
- baş göstermek→
- baş göz etmek→
- baş göz olmak→
- başı ağrımak→
- başı bağlanmak→
- başı belada olmak→
- başı belaya girmek (veya uğramak)→
- başı çatlamak→
- başı dara düşmek→
- başı daralmak→
- başı darda kalmak→
- başı derde girmek→
- başı dönmek→
- başı dumanlanmak→
- başı göğe ermek (veya değmek)→
- başı hoş olmamak→
- başı için→
- başı kazan gibi olmak→
- başım gözüm üstüne→
- başımla beraber→
- başın (veya başınız) sağ olsun→
- başına (...) gelmek→
- başına balta kesilmek (veya olmak)→
- başına bela açmak→
- başına bela almak→
- başına bela olmak (veya kesilmek)→
- başına belayı sardırmak→
- başına bir hâl gelmek→
- başına çalmak→
- başına çalsın!→
- başına çıkarmak→
- başına çıkmak→
- başına çorap örmek→
- başına dert açmak→
- başına dert olmak (veya kesilmek)→
- başına devlet (veya talih) kuşu konmak→
- başına dikilmek→
- başına dikmek→
- başına dolamak→
- başına dünyanın belasını sarmak→
- başına ekşimek→
- başına gaile açmak→
- başına geçirmek→
- başına geçmek→
- başına gelen başmakçıdır→
- başına gelmek→
- başına güneş geçmek→
- başına iş açmak→
- başına iş çıkarmak→
- başına iş çıkmak→
- başına kâhya kesilmek→
- başına kalmak→
- başına kan çıkmak→
- başına karalar bağlamak→
- başına oturmak→
- başı nâra yanmak→
- başına sarmak→
- başına taç etmek→
- başına taş düşmek (veya yağmak)→
- başına üşüşmek→
- başına vur, ağzından lokmasını al→
- başına vurmak→
- başına yıkmak→
- başın başı, başın da başı var→
- başında beklemek (veya durmak)→
- başında değirmen çevirmek→
- başında kavak yeli (veya yelleri) esmek→
- başından almak→
- başından aşağı kaynar sular dökülmek→
- başından atmak→
- başından büyük işlere girişmek (veya kalkışmak)→
- başından geçmek→
- başından kalkmak→
- başından korkmak→
- başından savmak→
- başında olmak→
- başında paralansın→
- başında torbası eksik→
- başını acemi berbere teslim eden, pamuğunu cebinden eksik etmez→
- başını ağrıtmak→
- başını alıp gitmek→
- başını ateşlere yakmak→
- başını bağlamak→
- başını beklemek→
- başını belaya sokmak→
- başını bir yere bağlamak→
- başını bir yere sokmak→
- başını boş bırakmak→
- başını çatmak→
- başını çıkarmak→
- başını derde sokmak→
- başını dik tutmak→
- başını dinlemek→
- başını döndürmek→
- başını duman almak→
- başını ezmek→
- başını gözünü yarmak→
- başını istemek→
- başını kaldırmamak (veya kaldıramamak)→
- başını kaşımaya (veya kaşıyacak) vakti olmamak→
- başını koltuğunun altına almak→
- başını kurtarmak→
- başının altında→
- başının altından çıkmak→
- başını nâra yakmak→
- başının çaresine bakmak→
- başının derdine düşmek→
- başının etini yemek→
- başının gözünün sadakası→
- başını ortaya koymak→
- başını taştan taşa vurmak→
- başını toplamak→
- başını uçurmak→
- başını vermek→
- başını yakmak→
- başını yaptırmak→
- başını yemek→
- başı sağ olsuna gitmek→
- başı sıkılmak (veya sıkışmak)→
- başı sıkıya gelmek→
- başı taşa değmek→
- başı tutmak→
- başı üstünde yeri olmak→
- başı yastığa düşmek→
- başı yastık yüzü görmemek→
- başı yerine gelmek→
- başı zapt olunmamak→
- baş kesmek→
- baş kes, yaş kesme→
- baş kıç olmak→
- baş kıç vurmak→
- baş kırılır (veya yarılır) fes (veya börk) içinde, kol kırılır yen (veya kürk) içinde→
- baş koşmak→
- baş koymak→
- baş nereye giderse ayak da oraya gider→
- baş olan boş olmaz→
- baş ol da istersen soğan başı ol→
- baş olmak→
- baş sağlığı, dünya varlığı→
- baş sallamak→
- başta (veya başında) bulunmak (veya olmak)→
- baştan aşmak→
- baştan çıkarmak→
- baştan çıkmak→
- başta taşımak→
- baş tutamamak→
- baş tutmak→
- baş üstünde tutmak→
- baş üstünde yeri var→
- baş yakmak→
- baş yapmak→
- baş yastığı baş derdini bilmez→
- baş yemek→
