boğmak
-i, -e, nesnesiz, isimboğmak ne demek?
- Çekim / ek bilgisi
- ar · ğı
Çekim / ek bilgisi, sözlükte belirtilen biçimiyle gösterilir.
Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek
“Zavallıyı az kalsın gırtlağından yakalayıp boğacaktı.”
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak
Motorlu taşıtlarda fazla yakıt motoru çalışmaz duruma getirmek
Renkler uygun düşmemek
“Koyu yeşil renk odayı boğdu. Bu renk seni boğmuş.”
Silik bir duruma getirmek
“Galiba bunları dinlememek, duymamak için konuşuyorum; seslerini boğmak, bastırmak için durmamacasına gevezelik ediyorum.”
Refik Halit Karay
Tamamıyla kaplamak
“Ampulün kör ışığı, dükkânı alaca bir loşluğa boğmuştu.”
Mahmut Yesari
Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak
“Güllü'nün boynuna sarılan Cemile, kadının hafif çilli, tombul yanaklarını öpücüklere boğdu.”
Orhan Kemal
Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak
“Zaten durumun vahametini sezen müdürle hoca, işi gürültüye boğmak için Atatürk'e müfredat programına dair bir şeyler anlatmaya başladılar.”
Haldun Taner
Gelişmesine engel olmak
► bunaltmak
“Daha sıcak basmamıştı; güneş henüz yakmıyor, hava daha boğmuyordu.”
Refik Halit Karay
Boğum yeri
