boşaltmak
-i, -eboşaltmak ne demek?
1
Boş duruma getirmek
“Bu durum, ister istemez evi doldurup boşaltanlarda da kısıntı yapmamızı gerektiriyordu.”
Adalet Ağaoğlu
2
İçindekileri bir yere dökmek; çıkarmak
“Elenmiş, tertemiz unu leğençe denilen küçük leğene boşalttı.”
Orhan Kemal
3
Kurtarmak veya güvenliği sağlamak amacıyla bir yerin içindekileri dışarı çıkarmak
4
Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak
“Yayla devriyesi bizden yardım istemek için havaya silah boşaltmış.”
Hüseyin Rahmi Gürpınar
5
► kusmak
6
Düğüm vb.ni çözülmüş duruma getirmek
“İbrahim Ağa atın kolanlarını boşaltırken kendini bir iş yapmış sayar.”
Memduh Şevket Esendal
