boşanmak
-den, nesnesizboşanmak ne demek?
Karı ve koca mahkeme kararı ile evlilik birliğini bitirmek; ayrılmak
“Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?”
Memduh Şevket Esendal
Hayvan başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak; boşalmak
“Cemşir, zincirinden boşanmış ayı hıncıyla merdiveni bir solukta indi…”
Orhan Kemal
Kan, su, ter, gözyaşı, yağmur vb. sıvılar aniden ve şiddetle akmaya, dökülmeye başlamak
“Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor.”
Ercüment Ekrem Talu
Baskı altında gergin duran bir şey birden ve hızla kurtulmak
“Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı.”
Reşat Nuri Güntekin
Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak
“Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?”
Ömer Seyfettin
Kıyafet, ruh hâli vb. şeylerden kurtulmak
“Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı.”
Halikarnas Balıkçısı
Bir süre kendini tuttuktan sonra aniden ağlamaya başlamak
“Kimseciklerin olmadığını anlayınca bir boşandı, bir boşandı ... Çoktandır, belki yirmi yıldır böyle ağlamamıştı.”
Yaşar Kemal
