çevirmek
-i, nesnesiz, -den, -le, -eçevirmek ne demek?
Bir şeyin yönünü değiştirmek
“Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi.”
Yusuf Ziya Ortaç
Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
“Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu.”
Ömer Seyfettin
Döndürerek hareket ettirmek
“Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi.”
Sait Faik Abasıyanık
Yönetmek, idare etmek
“Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor.”
Haldun Taner
► durdurmak
“O hızla giderken bir taksi çevirdi ve tortop olup taksinin içine yuvarlandık.”
Hikmet Temel Akarsu
Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
“Gündelik yaşamımızda, banka memurlarının sokaklarda bile bizi çevirip kredi kartı vermek için nasıl yırtındıklarını görüyoruz.”
Sina Akşin
Geri göndermek
“Olayı aydınlatacak her uğraşıyı geri çevirmiş, içine gömülüp tek gözyaşı dökmemişti.”
Naile Turhan
Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
Çevrilemek, tevil etmek
“Sözü işine geldiği gibi çevirdi.”
Çeviri yapmak
“Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş.”
Memduh Şevket Esendal
► kuşatmak
“Bağı duvarla çevirmek.”
Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
“Babasıyla birlikte evimi otele çevirdiler.”
Oğuz Atay
Bir durumdan başka duruma geçmek
Kâğıt oyunu oynamak
İşlemek, yapmak
“Yine ne işler çeviriyorsun bakayım.”
