çimlenmek
nesnesiz, -dençimlenmek ne demek?
Tohum çim hâline gelmek
“Böyle böyle günler, geceler geçmiş. Tohumlar çimlenmiş, filizler büyümüş.”
Güneş Çiğdem
Çimle kaplanmak
“Binanın etrafındaki saha çimlenmiş, yeşil bir kadife hâlini almıştı.”
Uygur Kocabaşoğlu
Üzerinde çim bitmek
“Evin giriş basamak çevreleri pek ayak değmediği için çimlenmişti.”
Faruk Şahin
Patates, soğan vb. ürünlerin üzerinde filiz oluşmak
“Kaymaz nahiyesindeki Biçer istasyonunda yüzlerce ton mahsulün filizlenmek, çimlenmek üzere olduğunu, etrafa saçılıp dağıldığını…”
Murat Metinsoy
Yiyeceklerden azar azar alıp yemek
“Tuzlu bademler, fıstıklar, fındıklar, kızarmış sucuklar, küçük börekler, tarama gibi şeylerden çimleniyorum.”
Burhan Felek
Yeni bir oluşum, düşünce biçimi doğmak
“Gönlünde bir başka cihan çimlenmişti, orada dünya malı yeşermezdi.”
Mustafa Necati Sepetçioğlu
Kendinin olmayan şeylerden biraz yarar sağlamak
“Bu büyük eserler kiminse onların adını yazmak yeter; üst tarafı ancak bu şöhretlerden çimlenmek isteyen şeref düşkünlerinin tenezzül edecekleri alçalmadır.”
Muhsin Ertuğrul
