dayanmak
-e, nesnesizdayanmak ne demek?
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
“Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor.”
Memduh Şevket Esendal
Temelde bir şeyle ilgili olmak
“Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır.”
Metin And
Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek; gitmek
“Bu gemi fırtınaya iyi dayanır.”
Varmak, ulaşmak
“Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor.”
Yusuf Ziya Ortaç
Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
“İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar.”
Halikarnas Balıkçısı
Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
“Bu proje sonunda bize dayanacak.”
Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek; istinat etmek
“Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?”
Falih Rıfkı Atay
Uzun süre kullanılmaya uygun olmak
“Bu kumaş çok dayandı.”
Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak; mukavemet etmek
“Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler.”
Necati Cumalı
Yetişmek, yeter olmak
Güç bir duruma katlanmak; sabretmek, tahammül etmek
“Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü.”
İhsan Oktay Anar
