dökülmek
nesnesiz, -edökülmek ne demek?
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
“Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda”
Halit Fahri Ozansoy
Yaprak, saç, diş, sıva bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmek
Kumaş dökümlü olmak
Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
Bir yere düşmek
“Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik.”
Zeyyat Selimoğlu
Çıkmak, ortaya konulmak
“Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu.”
Reşat Nuri Güntekin
Bir şey kaplamak, yayılmak
“Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor.”
Memduh Şevket Esendal
Salınmak, serbest bırakılmak
“Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı.”
Haldun Taner
Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
“Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü.”
Sait Faik Abasıyanık
Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
“Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek.”
Bedri Rahmi Eyüboğlu
Çok yorgun, hasta olmak
“Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler.”
Tarık Buğra
Akarsular, göl veya denize akmak
