dokunmak
-e, nesnesizdokunmak ne demek?
Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak; yordamlamak, temas etmek
“Bir elektrik zilinin düğmesine dokunduk.”
Ahmet Haşim
Birbirine veya bir şeye hafifçe değmek; ilmek (III)
El sürmek, el sürüp arıştırmak
“Bu kâğıtlara kimse dokunmasın.”
Alıp kullanmak, el sürmek
“Buğdaydan, bulgurdan ne varsa kimse dokunmuyor, daha zor günlere saklıyordu.”
Nezihe Araz
Sağlığını bozmak, rahatsızlanmasına sebep olmak, yaramamak
“Bu yemek bana dokunur. Bu hava dokundu.”
İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek
“Hiçbir gözyaşının bana onunkiler kadar dokunduğunu hatırlamıyorum.”
Reşat Nuri Güntekin
► değinmek
“Eğitim konusuna dokunan bir yazı.”
Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak
Tedirgin etmek, rahatsız etmek; batmak
Dokuma işi yapılmak
“Halılar dokundu.”
