eli kırılsın!
Türkçeeli kırılsın! ne demek?
"eli tutmaz olsun, eli bir iş göremez olsun!" anlamında kullanılan bir ilenme sözü
Kullanım Notu
Deyimler ve kalıp sözler: ; ... elinden çıkmak; el (veya elini) uzatmak; el (veya elini) yakmak; el açmak; el almak; el atmak; (bir şeyden) el ayak (veya etek) çekmek; el ayak çekilmek; el bağlamak; el basmak; el bebek gül bebek; el bende!; el çekmek; el çektirmek; el çırpmak; elde (veya elinde) olmamak; elde avuçta (bir şey) kalmamak; elde avuçta (ne varsa); elde etmek; el değiştirmek; el değmemek; elde kalmak; eldeki yara, yarasıza duvar deliği; elden ağza yaşamak; elden ayaktan düşmek (veya kesilmek); elden bırakmamak (veya düşürmemek); elden çıkarmak; elden çıkmak; elden geçirmek; elden gel!; elden geldiği kadar; elden gelmemek; elden gitmek; elden kaçırmak; elden kaçmak; elden ne gelir?; elde tutmak; el dokunulmamak; ele alınır; ele alınmaz; ele almak; ele avuca sığmamak; ele bakmak; ele geçirmek; ele geçmek; ele gelmek; el elde baş başta; el elden kalmaz, dil dilden kalmaz; el elden üstündür (ta arşa kadar); el el ile, değirmen yel ile; el eli yıkar, iki el yüzü; el el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz; el el üstünde oturmak; el ermez, güç yetmez; el etek öpmek; el etek tutmak; el etmek; ele vermek; eli (veya elleri) armut devşirmek; eli alışmak; eli altında olmak; eli ayağı (olmak); eli ayağı (veya ayağına) dolaşmak; eli ayağı buz kesilmek (veya tutmamak); eli ayağı titremek (veya çözülmek); eli ayağı tutmak; eli aza varmamak; eli boş çıkmak; eli boş dönmek (veya çevrilmek veya geri gelmek); eli boş gelmek; eli cebine (veya cüzdanına veya kesesine) gitmemek (veya varmamak); eli değmek; eli dursa ayağı durmaz; eli ekmek tutmak; eli eline değmemek; eli ermek; eli ermez gücü yetmez; eli genişlemek; eli gitmek; eli harama uzanmak; eli işe yatmak; eli kalem tutmak; eli kırılmak; eli kolu (eli ayağı) bağlı kalmak (veya olmak); eli kolu bağlı durmak; eli kurusun!; elimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisi; (birinin) elinde ... var; elinde avucunda nesi varsa; elinde bulunmak (veya olmak); elinde büyümek; elinde kalmak; (birinin) elinden; (birinin) elinden (bir şey) düşmemek; elinden (bir şeyi) düşürmemek; elinden almak; elinden bir iş (veya şey) gelmemek; elinden bir kaza (veya sakatlık) çıkmak; elinden geleni ardına (veya arkasına) koymamak; elinden geleni yapmak; elinden gelmek; elinden hiçbir şey kurtulmamak; elinden iş çıkmamak; elinden iyi iş gelmek; elinden kan çıkmak; elinden kurtulmak; elinden tutmak; elinde olmak; (bir iş) elinde olmak; elinde patlamak; elinde tutmak; eline (veya elinize veya ellerinize) sağlık; eline almak; eline ayağına kapanmak (veya sarılmak veya düşmek); eline ayağına üşenmemek; eline bakmak; (biri ötekinin) eline doğmak; eline düşmek; eline erkek eli değmemiş olmak; eline eteğine doğru; eline eteğine sarılmak; eline fırsat geçmek; eline geçmek; (birinin) eline kalmak; (birinin) eline su dökemez; eline tutuşturmak; eline yüzüne bulaştırmak; elini arı kovanına sokmak; (bir yerden veya bir şeyden) elini ayağını (veya eteğini) kesmek (veya çekmek); elini ayağını öpeyim; elini belli etmek (veya göstermek); elini çabuk tutmak; elini kana bulamak (veya bulaştırmak); (birinin) elini kolunu bağlamak; elini kolunu sallaya sallaya gelmek; elini kolunu sallaya sallaya gezmek; elini kulağına atmak; elinin altında (olmak); elinin hamuruyla erkek işine karışmak; elinin tersiyle çarpmak; elinin tersiyle itmek; elini oynatmak; elini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi); elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak; elini sürmemek; elini taşın altına koymak (veya sokmak); elini veren kolunu alamaz; elini vicdanına koymak; elinle ver, ayağınla ara; (bir işte) eli olmak; eli para görmek; eli silah tutmak; eli varmamak (veya gitmemek); (bir işe) eli yatmak; eliyle koymuş gibi; el kadar; el kaldırmak; el katmak; el koymak; ellerde gezmek; elleri (veya ellerin) dert görmesin; ellerim yanıma gelsin; eller yukarı!; elle tutulacak tarafı (veya yanı) kalmamak; elle tutulur; elle tutulur gözle görülür (veya dille anlatılır); elle tutulur tarafı olmamak; el ovuşturmak; el öpenlerin çok olsun!; el öpmek; el öpmekle ağız aşınmaz; el pençe; el pençe divan; el pençe divan durmak; el sıkışmak; el sıkmak; el sürmemek; el tazelemek; el terazi, göz mizan; el tutmak; el üstünde tutmak; el vergisi, gönül sevgisi; el vermek; el vurmamak; el yarası onulur, dil yarası onulmaz; (bir işten) el yıkamak
