gezdirmek
-i, -e, nesnesiz, -de, -legezdirmek ne demek?
1
Birinin gezmesini sağlamak, dolaştırmak
“Kendisini seven, gezdiren büyük kızlar, ona abla kokusunu vermişlerdi.”
Osman Cemal Kaygılı
2
Tanıtmak amacıyla dolaştırmak
“Konuklara Ankara'yı gezdirdi.”
3
Bir şeyi başka bir şeyin üzerinde dolaştırarak dökmek
“Salataya yağ gezdirmek.”
4
Sürterek, değdirerek hareket ettirmek
“Elini iki üç kere ıslak yüzünün üstünde gezdirdi.”
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
5
Bir şeyi herkesin alması için dolaştırmak, sunmak
6
Herhangi bir biçimde giydirmek
“Beni eski kıyafetle gezdiriyor.”
Ahmet Hamdi Tanpınar
7
► taşımak
“Böyle kitapları cebinde gezdirir, alışveriş için dükkânını açmak istemediği veya müşteri ile meşgul olmadığı zamanlarda okurdu.”
Ömer Hakan Özalp
