gözüne çarpmak
Türkçegözüne çarpmak ne demek?
görünür olmak, dikkati çekmek
“İlk gözüme çarpan köşe minderi ve üstündeki eski nakışlarla işlenmiş yastıklar. — Halide Edip Adıvar”
Kullanım Notu
Deyimler ve kalıp sözler: (bir şeye veya kimseye) ... gözüyle bakmak; göz (veya gözünün) kuyruğuyla bakmak; göz (veya gözünün) ucuyla bakmak; göz açamamak; göz açıp kapayıncaya kadar; göz açtırmamak; göz alabildiğine; göz ardı etmek; göz atmak; gözaydına gelmek; gözaydına gitmek; gözaydın etmek; göz boyamak; göz değmek; gözden (veya gözünden) düşmek; gözden (veya gözünden) kaçırmak; gözden (veya gözünden) kaçmak; gözden (veya gözünden) sürmeyi çalmak (veya çekmek); gözden çıkarmak; gözden geçirmek; gözden gönülden çıkarmak; gözden ırak olan gönülden de ırak olur; gözden ırak tutmak; gözden ırak tutulmak; gözden kaybetmek; gözden kaybolmak; gözden nihan olmak; gözden uzaklaşmak; gözden uzak tutmak; göz dikmek; göz doldurmak; göz doyurmak; göze almak; göze batmak; göze çarpmak; göze diken olmak; göze gelmek; göze girmek; göze görünmek; göze görünmemek; göze göz dişe diş; göz etmek; göze yasak olmaz; göz gezdirmek; göz gördüğünü ister; göz göre göre; göz görmeyince gönül katlanır; göz gözü görmemek; göz kamaştırmak (veya almak); göz kaş süzmek; göz kesilmek; göz kırpmadan; göz kırpmak; göz kırpmamak; göz koymak; göz kulak olmak; gözle görülür, elle tutulur hâle gelmek; gözleri bayılmak; gözleri berraklaşmak; gözleri buğulanmak (veya bulutlanmak); gözleri çakmak çakmak (olmak); gözleri çivilenmek; gözleri çukura gitmek (veya kaçmak); gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak); gözleri dönmek; gözleri düğümlenmek; gözleri fıldır fıldır etmek; gözleri fıldır fıldır olmak; gözleri ışıklı (olmak); gözleri ışımak (veya ışıldamak); gözleri kan çanağına dönmek (veya kanlanmak); gözleri kapanmak; gözlerinden okumak; gözlerinden perde kalkmak; gözlerinde şimşek çakmak; gözlerine bir ağırlık çökmek; gözlerine içirmek; gözlerine inanamamak; gözlerine mil çekmek; gözleri nemlenmek; gözlerini (veya gözleri) fal taşı gibi açmak; gözlerini bayıltmak; gözlerini belertmek; gözlerini bitirmek; gözlerini devirmek; gözlerini duman kaplamak; gözlerini hayata açmak; gözlerini kaçırmak; gözlerinin içi gülmek; gözlerinin içine kadar kızarmak; gözleri parlamak (veya parıldamak); gözleri sulanmak; gözleri süzülmek; gözleri şıldır şıldır dönmek; gözleri şimşeklenmek; gözleri takılıp kalmak; gözleri velfecri okumak; gözleri yaşarmak; gözleri yuvalarından (veya evinden) fırlamak (veya uğramak); gözle yemek; göz süzmek; göz ucuyla görmek; göz ucuyla süzmek; gözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmak; gözü (veya gözleri) açılmak; gözü (veya gözleri) dönmek; gözü (veya gözleri) kamaşmak; gözü (veya gözleri) kararmak; gözü (veya gözleri) kaymak (veya kaçmak); gözü (veya gözleri) okşamak; gözü (veya gözleri) takılmak; gözü (veya gözleri) üstünde kalmak; gözü akmak; gözü alışmak; gözü almamak; gözü arkada kalmak; gözü bulanmak; gözü büyükte olmak; gözü çıkasıca; gözü dalmak; gözü değmek; gözü doymak; gözü dönesi; gözü dumanlanmak; gözü dünyayı görmemek; gözü gibi bakmak (veya saklamak veya esirgemek veya sakınmak); gözü gibi sevmek; gözü gitmek; gözü gönlü açılmak; gözü görmemek; (birini veya bir şeyi) gözü görmez olmak; gözü göz değil; gözü hiçbir şey görmemek; gözü ısırmak; gözü ilişmek; gözü kalmak; gözü kesmek; (birini veya bir şeyi) gözü kesmemek; gözü kızmak; gözü korkmak; (bir şeyin) gözü kör olsun; gözüm!; gözüm çıksın (veya kör olsun); (birini) gözüm görmesin; gözün ... görsün; gözün aydın!; (birinin) gözünde; gözünde (veya gözlerinde) şimşek (veya şimşekler) çakmak; gözünde büyümek; gözünde büyütmek; gözünde kan tütmek; gözünden (veya gözlerinden) uyku akmak; gözünden (veya gözlerinden) yaş (veya yaşlar) boşanmak; gözünden kıskanmak; gözünden sakınmak; (bir şey birinin) gözünde olmamak; gözünde tütmek; gözüne (veya gözlerine) bakmak; gözüne batmak; gözüne diken olmak; gözüne dizine dursun; (birinin) gözüne girmek; gözüne hiçbir şey görünmemek; gözüne ilişmek; gözüne karasu inmek; gözüne kestirmek; gözüne sokmak; gözüne uyku girmemek; gözünü ... hırsı bürümek; gözünü (veya gözlerini) açmak; gözünü (veya gözlerini) dikmek; gözünü (veya gözlerini) duman bürümek; gözünü (veya gözlerini) kan bürümek; gözünü (veya gözlerini) kapamak; gözünü (veya gözlerini) kırpmadan; gözünü (veya gözlerini) oymak; (birinin) gözünü açmak; (bir kadın bir erkekte) gözünü açmak; (bir yerde) gözünü açmak; gözünü ağartmak; gözünü alamamak; (bir şey) gözünü almak; gözünü ayırmamak; (birinin bir şey) gözünü bağlamak; (bir şeyin) gözünü çıkarmak; gözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak); gözünü doyurmak; gözünü dört açmak; gözünü gözüne dikmek; gözünü hırs bürümek; gözünü karartmak; gözünü kin bürümek; (birinin) gözünü korkutmak; gözünün (veya gözlerinin) içine bakmak; gözünün bebeği gibi sevmek; gözünün çapağını silmeden; gözünün feri sönmek; gözünün içine baka baka; gözünün önünden ayırmamak; gözünün önüne gelmek; gözünün önünü görmemek; gözünün üstünde kaşın var dememek; (birinin) gözünün yaşına bakmamak; gözünü sevda (veya aşk) bürümek; gözünü sevdiğim; gözünü seveyim; gözünü toprak doyursun; gözünü üstünden ayırmamak; gözünü yıldırmak; gözünü yummak; (bir şeye) gözünü yummak; (bir şeyde) gözü olmak; (bir şeyde) gözü olmamak; gözü sönmek; (birinden) gözü su içmemek; gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz; gözü toprağa bakmak; (birini veya bir şeyi) gözü tutmak; gözü uyku tutmamak; gözü yememek; gözü yılmak; gözüyle (veya gözleriyle) tartmak; gözüyle görmek; göz var, izan var; göz yıldırmak; göz yummak; göz yummamak
