ince
sıfatince ne demek?
Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan; cılız, narin, kalın karşıtı
“İnce minare. İnce değnek. İnce kitap.”
► zayıf
“Sarışın, kuru, ince bir kadındı.”
Yahya Kemal Beyatlı
Taneleri ufak, iri karşıtı
“İnce un. İnce kum.”
Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı
“İnce nakış.”
► ayrıntılı
“Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe...”
Tomris Uyar
Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar)
Tiz (ses), kalın karşıtı
“İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi.”
Reşat Nuri Güntekin
Hafif, gücü az
“Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir.”
Sait Faik Abasıyanık
İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
“Aletler, uzun denemelerin, ince hesapların, birbirini tamamlayan bilgi ve diğer aletlerin mahsulüdür.”
Mehmet Kaplan
Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı
“Bu gülümseyişte, herkesin hemen seçemeyeceği bir ince alay gizli.”
Adalet Ağaoğlu
