kalmak
nesnesiz, -de, -le, -e, -den, yardımcı fiilkalmak ne demek?
- Çekim / ek bilgisi
- ır
Çekim / ek bilgisi, sözlükte belirtilen biçimiyle gösterilir.
Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
“Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı.”
Tarık Buğra
Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
“Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı.”
Osman Cemal Kaygılı
► konaklamak
“Hemen karargâha yerleşmezsem ne geri dönebilir ne de otelde kalabilirdim.”
Falih Rıfkı Atay
► yaşamak
“Tam beş sene benimle beraber kaldı.”
Sait Faik Abasıyanık
► eğleşmek
Hayatını sürdürmek
“O aileden bir bu çocuk kaldı.”
Varlığını korumak, sürdürmek
“Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı.”
Abdülhak Şinasi Hisar
Oyalanmak, vakit geçirmek
“Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı.”
Necati Cumalı
Sınıf geçmemek
“Çocukların içinde kalanlar da var geçenler de.”
İşlemez, yürümez duruma gelmek
“Araba yarı yolda kaldı.”
İleriye atılmak; ertelenmek
“Mahkeme ayın on sekizine kaldı.”
Sait Faik Abasıyanık
Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak
“Oda duman içinde kaldı.”
Bir işi belli bir noktada bırakmak
“Bugün iş maddesinde kaldık.”
Miras olarak geçmek
“Çiftlik ana babasından kalmış.”
Yapamamak
“Misafir geldi, gezmeden kaldık.”
Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak
“Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına.”
Haldun Taner
► yetinmek
“Yalnız dayak atmakla kalmadı, onu işinden de çıkardı.”
► sınırlanmak
“Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı.”
Atatürk
Herhangi bir durumu sürdürmek
Olmak, herhangi bir durumda bulunmak
“Fatma'nın yemek çantası olmasaydı dün aç kalmıştık.”
Falih Rıfkı Atay
Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur
“Bakakalmak.”
“Şaşakalmak.”
“Donakalmak. Şaşırıp kalmak. Donup kalmak.”
