kuru
sıfat, isimkuru ne demek?
Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı
“Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı.”
Halide Edip Adıvar
Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan (yer)
“Kuru çöl. Kuru tepeler.”
Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı
“Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar.”
Refik Halit Karay
Canlılığını yitirmiş (bitki)
“Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?”
Halide Edip Adıvar
Salgısı olmayan
“Kuru öksürük. Kuru egzama.”
Döşenmemiş, çıplak
“Salih Reis, dört kuru duvardan ibaret fukara kapısından gördüğü mavi denize baka baka ölmek istiyordu.”
Halikarnas Balıkçısı
Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek)
“Kuru çayla karın doyar mı?”
Etkisi ve sonucu olmayan
“Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler.”
Ruşen Eşref Ünaydın
► sıska
Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze
“Kuru, zevksiz bir hayat.”
Akıcı olmayan, duygudan yoksun
“Kuru bir anlatım.”
► kuru fasulye
