savurmak
-i, nesnesizsavurmak ne demek?
Havaya atıp dağıtmak
“İşçiler buğdayı savurmakta ve taneyi samandan ayırmaktadır.”
Necip Fazıl Kısakürek
Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak
Kaldırıp atmak; fırlatmak
“Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu.”
Nazlı Eray
Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak
“Kılıç savurmak. Değnek savurmak.”
Bir sıvının havalanmasını sağlamak, kaynayan sıvının taşmasını önlemek veya sıvıyı soğutmak amacıyla bir kaptan veya yerden alıp yine kendi kabına veya yerine dökmek
“Sarnıcın suyunu savurmak.”
Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak
“Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı.”
Peyami Safa
Yalan, küfür vb. söylemek
“Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti.”
Haldun Taner
Boşuna ve çok miktarda harcamak; israf etmek
“Paraları savurmak.”
