sıkıştırmak
-isıkıştırmak ne demek?
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
“Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti.”
Necati Cumalı
Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
“İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar.”
Reşat Nuri Güntekin
Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
“Parmağını pencereye sıkıştırmak.”
► tutuşturmak
“Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar.”
Refik Halit Karay
► kıstırmak
“Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş.”
Memduh Şevket Esendal
Üstüne düşüp zorlamak
“Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum.”
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Elle sarkıntılık etmek
