sürmek
-e, -i, nesnesiz, -densürmek ne demek?
- Çekim / ek bilgisi
- er
Çekim / ek bilgisi, sözlükte belirtilen biçimiyle gösterilir.
At, araba vb. için yönetip yürütmek, sevk etmek
“Azapların güneş görmeyen, erkeklerden saklanan güzel kızları şimdi üstlerine eski elbiselerini giymişler, başlarına yırtık şallarını örtmüşler, kimisi araba sürüyor, kimisi yerde yürüyor.”
Müstecib Ülküsal
Başlamış bir iş veya durum devam etmek
Önüne katıp götürmek
“Koyunları sürmek.”
Uzatmak, ileri doğru itmek
“Kahveyi ısıtıyor, suyu dolduruyor, cezveyi sürüyor, fincanı boşaltıyor.”
Memduh Şevket Esendal
Dokundurmak, değdirmek
“Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim.”
Hüseyin Cahit Yalçın
Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek; nefyetmek
“Mütarekede İngilizler onu Malta'ya sürdüler.”
Yusuf Ziya Ortaç
Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek
“Avucuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor.”
Refik Halit Karay
Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak
“Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler.”
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak
Herhangi bir durum içinde bulunmak
“Dört duvar arasında bir memur hayatı sürüyordu.”
Yusuf Ziya Ortaç
Pulluk veya sabanla toprağı işlemek
“Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi.”
Ömer Seyfettin
Olmaya devam etmek
“Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum.”
Aka Gündüz
Zaman geçmek
“Çok sürmez, her şey düzelir.”
Zaman almak
“Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü.”
Ahmet Haşim
Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek
“Bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, rutubetli toprakta bir bir arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı.”
Refik Halit Karay
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak
Kovmak, kovalamak, uzaklaştırmak
Pencere, kafes kanatları bir tarafa iterek açmak veya kapamak
