KELİME ANLAMI

sürmek

-e, -i, nesnesiz, -den

sürmek ne demek?

Çekim / ek bilgisi
er

Çekim / ek bilgisi, sözlükte belirtilen biçimiyle gösterilir.

1
-e-i

At, araba vb. için yönetip yürütmek, sevk etmek

“Azapların güneş görmeyen, erkeklerden saklanan güzel kızları şimdi üstlerine eski elbiselerini giymişler, başlarına yırtık şallarını örtmüşler, kimisi araba sürüyor, kimisi yerde yürüyor.”

Müstecib Ülküsal
2
-e-i

Başlamış bir iş veya durum devam etmek

3
-e-i

Önüne katıp götürmek

“Koyunları sürmek.”

4
-e-i

Uzatmak, ileri doğru itmek

“Kahveyi ısıtıyor, suyu dolduruyor, cezveyi sürüyor, fincanı boşaltıyor.”

Memduh Şevket Esendal
5
-e-i

Dokundurmak, değdirmek

“Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim.”

Hüseyin Cahit Yalçın
6
-e-i

Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek; nefyetmek

“Mütarekede İngilizler onu Malta'ya sürdüler.”

Yusuf Ziya Ortaç
7
-e-i

Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek

“Avucuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor.”

Refik Halit Karay
8

Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak

“Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler.”

Hüseyin Rahmi Gürpınar
9
-e-i

Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak

10
-i

Herhangi bir durum içinde bulunmak

“Dört duvar arasında bir memur hayatı sürüyordu.”

Yusuf Ziya Ortaç
11
-i

Pulluk veya sabanla toprağı işlemek

“Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi.”

Ömer Seyfettin
12
nesnesiz

Olmaya devam etmek

“Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum.”

Aka Gündüz
13
nesnesiz

Zaman geçmek

“Çok sürmez, her şey düzelir.”

14
nesnesiz

Zaman almak

“Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü.”

Ahmet Haşim
15
nesnesizbitki bilimi

Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek

“Bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, rutubetli toprakta bir bir arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı.”

Refik Halit Karay
16
nesnesiz

Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak

17
-i-den

Kovmak, kovalamak, uzaklaştırmak

18
-i-den

Pencere, kafes kanatları bir tarafa iterek açmak veya kapamak

Deyimler ve Kalıp Sözler

Birleşik Sözler