tutuşmak
-e, nesnesiztutuşmak ne demek?
1
Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak
“İşlerini bitirdikten sonra kerevette oturur, el ele tutuşur, göz göze dalar, Tanrının verdiklerine, kendilerini birleştirmiş olmasına şükrediyorlardı.”
Cengiz Dağcı
2
Bir işe başlamak, girişmek
“İki ordu bir harbe daha tutuştular.”
Falih Rıfkı Atay
3
Yanmaya başlamak, ateş almak
“Bu fenerleri birbirine bağlayan çiçekli askılardaki küçük lambalar tutuştu.”
Hüseyin Cahit Yalçın
4
Kızarmak, kızıllaşmak
“Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri / Koyu bir kırmızılık gökten ayırmada yeri”
Yahya Kemal Beyatlı
5
► telaşlanmak
6
Alev almış olmak, yanmaya başlamak; alışmak
