elden gitmek
Türkçeelden gitmek ne demek?
1
bir şeyi yitirmek, o şeyden yoksun kalmak
“Kahramanlıktı yurdun meyve veren tek dalı / O da elden giderse nereye başvurmalı?”
Faruk Nafiz Çamlıbel
Deyimler ve Kalıp Sözler
- ... elinden çıkmak→
- el (veya elini) uzatmak→
- el (veya elini) yakmak→
- el açmak→
- el almak→
- el atmak→
- el ayak (veya etek) çekmek→
- el ayak çekilmek→
Diğerlerini göster (177)
- el bağlamak→
- el basmak→
- el bebek gül bebek→
- el bende!→
- el çekmek→
- el çektirmek→
- el çırpmak→
- elde (veya elinde) olmamak→
- elde avuçta (bir şey) kalmamak→
- elde avuçta (ne varsa)→
- elde etmek→
- el değiştirmek→
- el değmemek→
- elde kalmak→
- eldeki yara, yarasıza duvar deliği→
- elden ağza yaşamak→
- elden ayaktan düşmek (veya kesilmek)→
- elden bırakmamak (veya düşürmemek)→
- elden çıkarmak→
- elden çıkmak→
- elden geçirmek→
- elden gel!→
- elden geldiği kadar→
- elden gelmemek→
- elden kaçırmak→
- elden kaçmak→
- elden ne gelir?→
- elde tutmak→
- el dokunulmamak→
- ele alınır→
- ele alınmaz→
- ele almak→
- ele avuca sığmamak→
- ele bakmak→
- ele geçirmek→
- ele geçmek→
- ele gelmek→
- el elde baş başta→
- el elden kalmaz, dil dilden kalmaz→
- el elden üstündür (ta arşa kadar)→
- el el ile, değirmen yel ile→
- el eli yıkar, iki el yüzü→
- el el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz→
- el el üstünde oturmak→
- el ermez, güç yetmez→
- el etek öpmek→
- el etek tutmak→
- el etmek→
- ele vermek→
- eli (veya elleri) armut devşirmek→
- eli alışmak→
- eli altında olmak→
- eli ayağı (olmak)→
- eli ayağı (veya ayağına) dolaşmak→
- eli ayağı buz kesilmek (veya tutmamak)→
- eli ayağı titremek→
- eli ayağı tutmak→
- eli aza varmamak→
- eli boş çıkmak→
- eli boş dönmek (veya çevrilmek veya geri gelmek)→
- eli boş gelmek→
- eli cebine (veya cüzdanına veya kesesine) gitmemek (veya varmamak)→
- eli değmek→
- eli dursa ayağı durmaz→
- eli ekmek tutmak→
- eli eline değmemek→
- eli ermek→
- eli ermez gücü yetmez→
- eli genişlemek→
- eli gitmek→
- eli harama uzanmak→
- eli işe yatmak→
- eli kalem tutmak→
- eli kırılmak→
- eli kırılsın!→
- eli kolu (eli ayağı) bağlı kalmak (veya olmak)→
- eli kolu bağlı durmak→
- eli kurusun!→
- elimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisi→
- elinde ... var→
- elinde avucunda nesi varsa→
- elinde bulunmak (veya olmak)→
- elinde büyümek→
- elinde kalmak→
- elinden→
- elinden (bir şey) düşmemek→
- elinden (bir şeyi) düşürmemek→
- elinden almak→
- elinden bir iş (veya şey) gelmemek→
- elinden bir kaza (veya sakatlık) çıkmak→
- elinden geleni ardına (veya arkasına) koymamak→
- elinden geleni yapmak→
- elinden gelmek→
- elinden hiçbir şey kurtulmamak→
- elinden iş çıkmamak→
- elinden iyi iş gelmek→
- elinden kan çıkmak→
- elinden kurtulmak→
- elinden tutmak→
- elinde olmak→
- elinde patlamak→
- elinde tutmak→
- eline (veya elinize veya ellerinize) sağlık→
- eline almak→
- eline ayağına kapanmak (veya sarılmak veya düşmek)→
- eline ayağına üşenmemek→
- eline bakmak→
- eline doğmak→
- eline düşmek→
- eline erkek eli değmemiş olmak→
- eline eteğine doğru→
- eline eteğine sarılmak→
- eline fırsat geçmek→
- eline geçmek→
- eline kalmak→
- eline su dökemez→
- eline tutuşturmak→
- eline yüzüne bulaştırmak→
- elini arı kovanına sokmak→
- elini ayağını (veya eteğini) kesmek (veya çekmek)→
- elini ayağını öpeyim→
- elini belli etmek (veya göstermek)→
- elini çabuk tutmak→
- elini kana bulamak (veya bulaştırmak)→
- elini kolunu bağlamak→
- elini kolunu sallaya sallaya gelmek→
- elini kolunu sallaya sallaya gezmek→
- elini kulağına atmak→
- elinin altında (olmak)→
- elinin hamuruyla erkek işine karışmak→
- elinin tersiyle çarpmak→
- elinin tersiyle itmek→
- elini oynatmak→
- elini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi)→
- elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak→
- elini sürmemek→
- elini taşın altına koymak (veya sokmak)→
- elini veren kolunu alamaz→
- elini vicdanına koymak→
- elinle ver, ayağınla ara→
- eli olmak→
- eli para görmek→
- eli silah tutmak→
- eli varmamak (veya gitmemek)→
- eli yatmak→
- eliyle koymuş gibi→
- el kadar→
- el kaldırmak→
- el katmak→
- el koymak→
- ellerde gezmek→
- elleri (veya ellerin) dert görmesin→
- ellerim yanıma gelsin→
- eller yukarı!→
- elle tutulacak tarafı (veya yanı) kalmamak→
- elle tutulur→
- elle tutulur gözle görülür (veya dille anlatılır)→
- elle tutulur tarafı olmamak→
- el ovuşturmak→
- el öpenlerin çok olsun!→
- el öpmek→
- el öpmekle ağız aşınmaz→
- el pençe→
- el pençe divan→
- el pençe divan durmak→
- el sıkışmak→
- el sıkmak→
- el sürmemek→
- el tazelemek→
- el terazi, göz mizan→
- el tutmak→
- el üstünde tutmak→
- el vergisi, gönül sevgisi→
- el vermek→
- el vurmamak→
- el yarası onulur, dil yarası onulmaz→
- el yıkamak→
