göz
isimgöz ne demek?
1
isimanatomi
Görme organı; basar, ayn, çeşm, dide
2
isim
Bazı deyimlerde, görme ve bakma
“Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Göz önünde. Gözü keskin.”
3
isim
► oda
“Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı / Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu”
Ziya Osman Saba
4
isim
Bakış, görüş
“Bu sefer alacaklı gözüyle baktım.”
5
isim
► kaynak (I)
“Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu?”
Tarık Buğra
6
isim
Delik, boşluk
“İğnenin gözü.”
“Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır.”
Sait Faik Abasıyanık
7
isim
► çekmece
“Masanın gözleri.”
8
isim
Terazi kefesi
9
isim
► nazar
“İnsanı gözle yiyip bitirirler.”
Ömer Seyfettin
10
isim
Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı
“Gözüm canım efendim.”
11
isim
Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri
“Göz aşısı.”
12
isim
► hane
“Dama tahtasında altmış dört göz vardır.”
13
isim
Bazı yaraların uç bölümü
“Çıbanın gözü.”
Deyimler ve Kalıp Sözler
- ... gözüyle bakmak→
- göz (veya gözünün) kuyruğuyla bakmak→
- göz (veya gözünün) ucuyla bakmak→
- göz açamamak→
- göz açıp kapayıncaya kadar→
- göz açtırmamak→
- göz alabildiğine→
- göz ardı etmek→
Diğerlerini göster (217)
- göz atmak→
- gözaydına gelmek→
- gözaydına gitmek→
- gözaydın etmek→
- göz boyamak→
- göz değmek→
- gözden (veya gözünden) düşmek→
- gözden (veya gözünden) kaçırmak→
- gözden (veya gözünden) kaçmak→
- gözden (veya gözünden) sürmeyi çalmak (veya çekmek)→
- gözden çıkarmak→
- gözden geçirmek→
- gözden gönülden çıkarmak→
- gözden ırak olan gönülden de ırak olur→
- gözden ırak tutmak→
- gözden ırak tutulmak→
- gözden kaybetmek→
- gözden kaybolmak→
- gözden nihan olmak→
- gözden uzaklaşmak→
- gözden uzak tutmak→
- göz dikmek→
- göz doldurmak→
- göz doyurmak→
- göze almak→
- göze batmak→
- göze çarpmak→
- göze diken olmak→
- göze gelmek→
- göze girmek→
- göze görünmek→
- göze görünmemek→
- göze göz dişe diş→
- göz etmek→
- göze yasak olmaz→
- göz gezdirmek→
- göz gördüğünü ister→
- göz göre göre→
- göz görmeyince gönül katlanır→
- göz gözü görmemek→
- göz kamaştırmak (veya almak)→
- göz kaş süzmek→
- göz kesilmek→
- göz kırpmadan→
- göz kırpmak→
- göz kırpmamak→
- göz koymak→
- göz kulak olmak→
- gözle görülür, elle tutulur hâle gelmek→
- gözleri bayılmak→
- gözleri berraklaşmak→
- gözleri buğulanmak (veya bulutlanmak)→
- gözleri çakmak çakmak (olmak)→
- gözleri çivilenmek→
- gözleri çukura gitmek (veya kaçmak)→
- gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak)→
- gözleri dönmek→
- gözleri düğümlenmek→
- gözleri fıldır fıldır etmek→
- gözleri fıldır fıldır olmak→
- gözleri ışıklı (olmak)→
- gözleri ışımak (veya ışıldamak)→
- gözleri kan çanağına dönmek (veya kanlanmak)→
- gözleri kapanmak→
- gözlerinden okumak→
- gözlerinden perde kalkmak→
- gözlerinde şimşek çakmak→
- gözlerine bir ağırlık çökmek→
- gözlerine içirmek→
- gözlerine inanamamak→
- gözlerine mil çekmek→
- gözleri nemlenmek→
- gözlerini fal taşı gibi açmak→
- gözlerini bayıltmak→
- gözlerini belertmek→
- gözlerini bitirmek→
- gözlerini devirmek→
- gözlerini duman kaplamak→
- gözlerini hayata açmak→
- gözlerini kaçırmak→
- gözlerinin içi gülmek→
- gözlerinin içine kadar kızarmak→
- gözleri parlamak (veya parıldamak)→
- gözleri sulanmak→
- gözleri süzülmek→
- gözleri şıldır şıldır dönmek→
- gözleri şimşeklenmek→
- gözleri takılıp kalmak→
- gözleri velfecri okumak→
- gözleri yaşarmak→
- gözleri yuvalarından (veya evinden) fırlamak (veya uğramak)→
- gözle yemek→
- göz süzmek→
- göz ucuyla görmek→
- göz ucuyla süzmek→
- gözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmak→
- gözü (veya gözleri) açılmak→
- gözü (veya gözleri) dönmek→
- gözü (veya gözleri) kamaşmak→
- gözü (veya gözleri) kararmak→
- gözü (veya gözleri) kaymak (veya kaçmak)→
- gözü (veya gözleri) okşamak→
- gözü (veya gözleri) takılmak→
- gözü (veya gözleri) üstünde kalmak→
- gözü akmak→
- gözü alışmak→
- gözü almamak→
- gözü arkada kalmak→
- gözü bulanmak→
- gözü büyükte olmak→
- gözü çıkasıca→
- gözü dalmak→
- gözü değmek→
- gözü doymak→
- gözü dönesi→
- gözü dumanlanmak→
- gözü dünyayı görmemek→
- gözü gibi sakınmak (veya saklamak veya esirgemek)→
- gözü gibi sevmek→
- gözü gitmek→
- gözü gönlü açılmak→
- gözü görmemek→
- gözü görmez olmak→
- gözü göz değil→
- gözü hiçbir şey görmemek→
- gözü ısırmak→
- gözü ilişmek→
- gözü kalmak→
- gözü kesmek→
- gözü kesmemek→
- gözü kızmak→
- gözü korkmak→
- gözü kör olsun→
- gözüm!→
- gözüm çıksın (veya kör olsun)→
- gözüm görmesin→
- gözün ... görsün→
- gözün aydın!→
- gözünde→
- gözünde (veya gözlerinde) şimşek (veya şimşekler) çakmak→
- gözünde büyümek→
- gözünde büyütmek→
- gözünde kan tütmek→
- gözünden (veya gözlerinden) uyku akmak→
- gözünden (veya gözlerinden) yaş (veya yaşlar) boşanmak→
- gözünden kıskanmak→
- gözünden sakınmak→
- gözünde olmamak→
- gözünde tütmek→
- gözüne (veya gözlerine) bakmak→
- gözüne batmak→
- gözüne çarpmak→
- gözüne diken olmak→
- gözüne dizine dursun→
- gözüne girmek→
- gözüne hiçbir şey görünmemek→
- gözüne ilişmek→
- gözüne karasu inmek→
- gözüne kestirmek→
- gözüne sokmak→
- gözüne uyku girmemek→
- gözünü ... hırsı bürümek→
- gözünü (veya gözlerini) açmak→
- gözünü (veya gözlerini) dikmek→
- gözünü (veya gözlerini) duman bürümek→
- gözünü (veya gözlerini) kan bürümek→
- gözünü (veya gözlerini) kapamak→
- gözünü (veya gözlerini) kırpmadan→
- gözünü (veya gözlerini) oymak→
- gözünü açmak→
- gözünü ağartmak→
- gözünü alamamak→
- gözünü almak→
- gözünü ayırmamak→
- gözünü bağlamak→
- gözünü çıkarmak→
- gözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak)→
- gözünü doyurmak→
- gözünü dört açmak→
- gözünü gözüne dikmek→
- gözünü hırs bürümek→
- gözünü karartmak→
- gözünü kin bürümek→
- gözünü korkutmak→
- gözünün (veya gözlerinin) içine bakmak→
- gözünün bebeği gibi sevmek→
- gözünün çapağını silmeden→
- gözünün feri sönmek→
- gözünün içine baka baka→
- gözünün önünden ayırmamak→
- gözünün önüne gelmek→
- gözünün önünü görmemek→
- gözünün üstünde kaşın var dememek→
- gözünün yaşına bakmamak→
- gözünü sevda (veya aşk) bürümek→
- gözünü sevdiğim→
- gözünü seveyim→
- gözünü toprak doyursun→
- gözünü üstünden ayırmamak→
- gözünü yıldırmak→
- gözünü yummak→
- gözü olmak→
- gözü olmamak→
- gözü sönmek→
- gözü su içmemek→
- gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz→
- gözü toprağa bakmak→
- gözü tutmak→
- gözü uyku tutmamak→
- gözü yememek→
- gözü yılmak→
- gözüyle (veya gözleriyle) tartmak→
- gözüyle görmek→
- göz var, izan var→
- göz yıldırmak→
- göz yummak→
- göz yummamak→
Birleşik Sözler
Diğerlerini göster (108)
- göz bağıcı→
- göz bankası→
- göz banyosu→
- göz bebeği→
- göz bilimi→
- göz boncuğu→
- göz çukuru→
- gözdağı→
- gözdemiri→
- göz dikeği→
- göz dişi→
- göz doktoru→
- göz emeği→
- göz erimi→
- göz etçiği→
- gözevi→
- göz göz→
- göz göze→
- göz hakkı→
- göz hapsi→
- göz kadehi→
- göz kamaştırıcı→
- göz kapağı→
- göz kararı→
- göz kesesi→
- göz kuruluğu→
- göz memesi→
- göz merceği→
- göz nuru→
- göz önü→
- göz pencere→
- göz pınarı→
- göz sevdası→
- göz taşı→
- gözyaşı→
- göz yoklaması→
- göz yordamıyla→
- göz yuvarı→
- göz yuvası→
- göz zarı yangısı→
- göze göz→
- gözü aç→
- gözü açık→
- gözü bağlı→
- gözü dışarıda→
- gözü doymaz→
- gözü gönlü tok→
- gözü kapalı→
- gözü kara→
- gözü keskin→
- gözü pek→
- gözü sulu→
- gözü tok→
- gözü yolda→
- gözü yüksekte→
- gözümün nuru→
- açgöz→
- açıkgöz→
- altıngöz→
- aynagöz→
- camgöz→
- cam göz→
- cingöz→
- çakır göz→
- çekik göz→
- dört göz→
- eski göz ağrısı→
- gümüş göz→
- ilk göz ağrısı→
- karagöz→
- Karagöz→
- kem göz→
- kene göz→
- kötü göz→
- lokma göz→
- mühür göz→
- paragöz→
- patlak göz→
- petek göz→
- sarıgöz→
- sulu göz→
- süzgün göz→
- tepegöz→
- uyur göz→
- yalıngöz→
- yüz göz→
- balıkgözü→
- devegözü→
- horozgözü→
- kartalgözü→
- kedigözü→
- kemer gözü→
- koltuk gözü→
- koyungözü→
- kuşgözü→
- malın gözü→
- mandagözü→
- öküzgözü→
- palamar gözü→
- sığırgözü→
- torpido gözü→
- turnagözü→
- tütsü gözü→
- gündüz gözüyle→
- çıplak gözle→
- bu gözle→
- halkalı gözler→
- tepegözler→
